Anımsar mısın bilmem..Yıllar önce hep konuşurdum seninle.Kalabalıklardan kaçıp da yanına gelir oturur; sessizliğinin, sakin, ağırbaşlı tavrının karşısında içimden ne geçiyorsa anlatırdım sana.İçimden geçen ne varsa ,içime değen ne ise artık senin olurdu.Kocaman kalbini açtığında beni binlerce kez sarmalayacak kadar büyük kollarını doldurmaya çalışır gibi anlatırdım durmadan..Susup, sessizliğin karşısında saygı göstermem gerekirken; tüm heyecanımla içimi dökerdim sana telaşlı; topunu arka bahçeye kaçırmış bir çocuk gibi yardım dilerdim senden..Duvarları aşamayacağımı bildiğim halde..
Duymayı başaramadığım kadar sessizdin. Başımı kaldırıp bakmaya korktuğum; baktığımda ışığının gözümü kamaştıracağını bildiğim kadar heybetliydin sen.O parlak dallarını açtığında benim kaç katımdın kimbilir.Ufacıktım yanında, çaresiz, yalnız ve ufacık…
Sonra çok uzaklara gönderdiler beni; kışın kuruduğunu, baharda yeşerdiğini, yazın ise beni özlediğini bilemedim.Ne zaman dönüp arkama baksam şimdi; keşke gölgende daha çok vakit geçirseydim diyorum.Geldiğim yerde senin gibisi yok; hem dinleyen, hem anlayan, hem de arkama dönüp baktığımda yıllar öncesine ait anılarımı , çocukluğumu bilen.
Yengeçleri izlemeye gittiğim o sabahki gibi şimdi hava; biraz serin,nemli ama içini titreten bir sarsıntıyla esiyor rüzgar. Dallarını rüzgara bırakmış, beni dinliyorsun yine.Bisiklet pedalı kadar uzağımdaydın her zaman ve hep daha fazlasıydın benim için.
Gün kısa sürdü; anımsamanın neşesiyle sabaha kadar koynumda uyutuğum çiy tanesini uğurluyorum sana, yapraklara ,dallara ve daha nice nice anıya…En önemlisi çocukluğuma.
U.E.

0 yorum:
Yorum Gönder